İcat - İnsanlığı Etkileyen İcat lar | Her şey Hakkında Her şey

İcat – İnsanlığı Etkileyen İcat lar

İcat – İnsanlığı Etkileyen İcat lar

İnsanlığı Etkileyen İcat lar

Daha önce bilinmeyen haberdar olunmayan bir ürünün insan çabaları sonucu ortaya çıkması işlemi icat olarak adlandırılmaktadır.  Buluş,  ilk defa üretilen yeni keşif olarak adlandırılmaktadır.  İnsanlığı etkileyen,  icatların biz insanoğlu için önemi büyüktür diyebiliriz.

İnsanlığı Etkileyen 5 Bilimsel İcat:

1-)Pavlov’un Köpeği – icat 

İnsanlığı Etkileyen İcatlar - Pavlovun Köpeği

İnsanlığı Etkileyen İcatlar – Pavlovun Köpeği

Pavlov,  bu icadı yapmaya karar verdiğinde asıl amacı köpeklerin sindirim sistemleri üzerine araştırmalar yapmaktı.  Ancak,  icat başka yönde gelişerek klasik koşullanma kavramının ortaya çıkmasına neden olmuştur.  Pavlov,  bu deneye başladığında köpeklerin tükürük bezleri ve sindirim sistemi arasındaki ilişkiyi incelemekteydi.  Bu deneyde Pavlov’un ilk tespiti;  midenin sindirim olayı öncesinde tükürük bezlerinin harekete geçmesinin gerektiğiydi.  Sonuç olarak;  otonom sinir sistemi iki işlemi aynı anda birbirine bağlandırmış oldu.  Sonraki işlemdeyse,  farklı uyarıcıların sindirim sistemine nasıl etki edeceğini gözleyerek,  köpeğe yiyecek verdiği andan itibaren yanıp sönen ışıkla birlikte tıklayıp duran metronomu ve zilin harekete geçtiği görülmüştür.  Uyarıcılardan önce yiyeceği gören köpek salya akıtarak,  bir süreden sonra ses ve ışıktan oluşan uyarıcılara maruz kaldığında yiyeceği görmeyerek salya akıtmaya başlamıştır.  Bu deney sayesinde Pavlov,  şartlı refleksi keşfetmiştir.  Bunun sonucunda da insanlığı etkileyen bir buluş daha ortaya çıkmış oldu.

2-)CHARLES DARWIN- DARWIN’İN ÇİÇEKLERİ – icat

İnsanlığı Etkileyen İcat lar - Darwinin Çicekleri

İnsanlığı Etkileyen İcat lar – Darwinin Çicekleri

3-)EDWARD JENNER-İLK AŞILAMA – icat

İnsanlığı Etkileyen İcat lar - Edward İlk Aşılama

İnsanlığı Etkileyen İcat lar – Edward İlk Aşılama

Çiçek hastalığı,  kendisini 20yy sonlarında göstermeye başlamıştır.  Ve çiçek hastalığı o dönemlerde birçok kişinin korkulu rüyası haline gelmişti.  İngiliz hekim,  Edward Jenner,  bu korkulu rüya için kolları sıvadı ve çalışmalara başladı.  Jenner,  çalışmalarına insanlarda ölümcül etki bırakmayan sığır yetiştiriciliğinde görülen sığır çiçeğiyle başladı.  Sığır çiçeğine yakalanmış olan yetiştiricilerin de çiçek hastalığı karşısında da bağışıklık kazandığını gözlemiştir.  Ve Jenner,  bir sağlıklı kişiye sığır çiçeği bulaştırarak çiçeğe karşı ne kadar bağışıklıkta olduğunu görmeye karar verdi.  Jenner,  vücudunda sığır çiçeği yaraları mevcut olan çocuğa sığır yetiştiriciliğinde elde edilen virüsleri bulaştırdı.  Ve çocuk sığır çiçeği hastalığını atlattıktan sonra 48 gün sonrada çiçek hastalığına bulaştırıldı.  Çocuk gözlemde tutularak çiçek hastalığına karşı bağışıklık sisteminin arttığı görüldü.  Bu neticede de tarihe geçerek ilk aşılama yöntemi de bulunmuş oldu.

4-)JAMES WATSON,  FRANCİS CRİCK- DNA’NIN ÇÖZÜLMESİ

DNA Bulunması

DNA Bulunması

James Watson ve Francis Crick DNA’yı çözen kişiler olarak tarihe geçtiler.  Ancak önemli bir nokta belirtmek gerekirse;  keşifleri büyük miktarda diğer bilim adamları tarafından yapılan deneylere dayandığı görülür.  1952’li yıllarda,  AlfredHerschey ve Martha Chase DNA’yı soya çekim molekülü olarak tanımlamışlardır.  Herschey ve Chase deneyleri sonucunda Rosalind Franklin gibi bilim adamları da DNA yapısına yoğunlaşarak moleküleri çözmeye çalıştıkları gözlenmiştir.  Franklin’in deneylerinde molekülün iki iplikçilikten oluştuğuna dair bulgular elde edilmiştir.  Ve bulgular,  bugünkü bilinen iki spiral bükümden oluşan DNA yapısının çözümünde öncülük olmuştur.

5-)ERNEST RUTHERFORD- ATOM ÇEKİRDEĞİNİN KEŞFİ 

Atom Çekirdeği

Atom Çekirdeği

Atomun varlığı,  Fizikçi Ernest Rutherford tarafından radyoaktivite çalışmaları esnasında bulunmuştur.  Radyoaktivitenin,  beta ve alfa isimli iki farklı ışından meydana gelerek keşfedildiği önceki deneylerden yola çıkarak,  Rutherford ve HansGeiger alfa ışınlarını yüklü parçacıklardan oluştuğu görüldü.  Alfa ışınlarını,  düz bir yüzeye yönlendiren bilim adamları,  ışınların canlı,  keskin görüntüye sahip olduklarını gözlemledi.  Fakat araya mika katmanı koyduklarındaysa ışınlar dağınık bir hal aldı.  Mika tarafından alfa ışınlarının dağıldığını gözlemlendi.  Daha sonra ışının önüne bir altın folya iki atom inceliğinde yerleştirildi.  Işın kaynağının,  arka tarafına da ikinci perde yerleştirerek geriye yansıma yapan alfa ışınının meydana gelip gelmediğini gözlemesini yapan Rutherford folyo arkasında duran ekranda,  mika da görüldüğü gibi dağınık ışık yansımasını gözlemledi.  En sürpriz sonuçsa;  geriye yansıyan alfa ışınlarının da bulunduğuna dair keşif olduğunu söyleyebiliriz.

 

 

ETİKETLER: ,
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.